Alçısı dökülmüş, parmaklıkları paslanmış,
Güneş almayan; çamaşır dizili balkonlardan,
Dudağımda şeftali rengi ruj,
Ayaklarımda aldığın bir numara küçük terliklerim,
Koşuyorum!
Belki çocuğum, belki aşık, belki de deli…
Alçısı dökülmüş, parmaklıkları paslanmış,
Güneş almayan; çamaşır dizili balkonlardan,
Dudağımda şeftali rengi ruj,
Ayaklarımda aldığın bir numara küçük terliklerim,
Koşuyorum!
Belki çocuğum, belki aşık, belki de deli…
Merhabalaaar,
Durun! Şimdi yazacaklarımı okumadan sakın hareket etmeyin, herkes dursun şimdi. En güzel en özel en cillop sevgililer günü hediyesini siz almak istiyorsanız ya şimdi durun ya da sonsuza dek ne yaparsanız yapın canııım bananey. Ama hala hediyesini almayanlar ya da değiştimek isteyenler için karşılarınızda sizin için derlediğim 14 Şubat hediyeleri! Yalnız bu iyiliğimi de unutmayın, arada bir dua edin ki bir karşılığı olsun!:)
İnsanların kötü olduğu yerlerde kaldım.
Kaldım, kötülüğün insan olduğu yerlerde.
Kötü olmanın insan olduğu yerlerde kaldım.
Sen olur da bir sabah yanımda uyanırsan;
Havada amansız bir nergis kokusu, aylardan Haziran.
Boynuma bir serçe konar; Kahverengi beyaz, yuvarlak, yumuşacık…
Göğsümde gezer sıcacık ayaklarıyla.
Dudaklarınla göğüs kafesin arasında,
Bir mesafe var ya;
O itinayla ölçüp biçtiğin;
Kilometrelerce uzak, kilometrelerce dümdüz…
Merhabalaar,
Bu çocuk ya dünyanın en çakal, en sinsi insanı ya da ben müebbet gerizekalıyım. Köyden indim şehre gibi adamın attığı her adıma tav olunur mu çıldıracam artık. Yanlışlıkla sağ taraftan bir rüzgar esip herifin saçına denk gelse, o esnada da iki tel hafif sallansa ‘ohaa Paul Walker bana doğru koşuyor’ diyip herifin önünde diz çökecem o kıvamdayım nerdeyse.
Merhabalaar,
Yine yeniden hayatımın ‘Akıllandım ben ya, bir daha bunları hayatta yapmam’ dediğim evresinde çok güzel işler başardım. Mesela tatlıyı koskoca dört günlüğüne bıraktım. Masa altından arada bir gizlice çikolataları hüplettim falan ama inşallah o sayılmıyodur. Sonuç olarak her şeyin gizlisi makbul.
Haydarpaşa garında hurdaya ayrılmış bir vagonum.
Pencerelerim kırılmış, kapım sökülmüş, tavanım çökmüş..
Üstelik seninle arama öyle bir hasretlik koymuşum ki
Hergelesi olmuşum kendi derdimin..
Velhasıl akıbetim fena!
Pervazlarından güneş damlıyor,
Naftalin kokan kilitli odalarımın;
Çiçek desenli, soluk, eskimiş perdelerine…
Nefesinin boynumun bilhassa en savunmasız sahasına infilak etmesini
Alelade bir tesadüfe yoramam ki.
Seni gördüğümde; gözlerime yuva yapan kırlangıçların sesi,
Ele vermiştir elbet;
İtinayla sakladığım cephaneliklerimi…