Nefesinin boynumun bilhassa en savunmasız sahasına infilak etmesini
Alelade bir tesadüfe yoramam ki.
Seni gördüğümde; gözlerime yuva yapan kırlangıçların sesi,
Ele vermiştir elbet;
İtinayla sakladığım cephaneliklerimi…
Ankara’nın aşkı yaşayabileceğimiz yokuşlarından birindeyiz şimdi
Tıka basa dolmuş kahvelerde,
Yakası kısa parlament kokan adamlar;
Karanfil kokulu kadınları okey masalarında unutuyor…
Bense senin bana verebileceğin tüm zararı
Ta en başından ödemeye razı olduğumu;
Sana değil, yürüdüğümüz kaldırımlara anlatıyorum…
Yokuş büyüyor, büyüdükçe nefes nefese kaldığımız yetmiyor gibi
Cebinden tütün çıkarıp sarıyorsun.
Bir solukta tüm öfkeni ciğerlerine kusuyorsun.
Ağzından çıkan dumana ulaşabilmek için milimetrik hesaplar yapıyorum.
Sırf tütün kokusu amansız seni hatırlatıyor diye sigaraya başladığımı bilmiyorsun.
Yokuşun bittiği yerde dudakların başlıyor.
Öyle güzel ve öyle korkaksın ki…
Okuduğum tüm aşk romanlarını yüreğimin arka sokaklarında yakıyorum.
Ellerinin saçlarımın arasında gidip geldiğini düşünüyorum
Ki saçlarımı ucuz boyalarla yakıp kısacık kestirmişim
Uçları kırık ve kederli…
Gittin! Her şey bu kadar kötüyken
Daha da kötü olsun diye mi gittin
Yüreğime ne kadar nükleer santral varsa kurdun.
Sonra da bir gece kaza süsü verip hepsini patlatıp gittin.
Ankara’nın ayazında kolay kolay bitki yetişmez.
Oysa ben senin için bir orman yetiştirmiştim,
bu bozkırın içinde…
Hiç mi sevmedi kimse seni de
Gözlerindeki bir yanıp bir sönen mavi beyaz kurt;
Gözlerimdeki sen gibi silinmiyor?
#enözelim
