Merhabalaar,
Bugün sizlere Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde oynanan Çingeneler Gökyüzünde Yaşar oyununda nasıl sıkıldığımı ve hayatımda ilk defa bir oyunda nasıl sızdığımı anlatacağım.
Şehir Tiyatrolarında sergilenen tüm oyunları takip ediyor ve yer buldukça hepsine gitmeye çalışıyorum. Günlerden bir gün yine bir oyuna yer buldum diye heyecanlanıp hoop bir bilet kaptım ve gittim. Şimdi komple kötülemek istemiyorum ama sahneye atılıp ‘bırakıın ben oynayacam artık yeteer’ dememek için zor tuttum kendimi. İlk defa şehir tiyatrolarında izlediğim bir oyunda oyunculukların bu kadar kötü olduğunu gördüm. Oyunun konusu, mizansenleri belki çok güzeldi ama duyguyu izleyiciye geçiremedikleri için hiçbir şey anlaşılamadı açıkcası.
Başrol akışın bir yerinde şarkı söyledi ve izleyici hiç alkışlamadı çünkü duyguyu geçiremedi -şahsen benim için öyleydi-. Başroldeki ablamız da buna içerlemiş olacak ki ‘İlk defa bir şarkıda alkış gelmedi’ diye oyuncu arkadaşlarına sahne arkasında yakarışlarda bulunuyordu. Ne yazık ki mikrofon açıkta kaldığı için bu duygularını tüm izleyiciyle paylaşmış oldu. Sonra baskı psikolojisi midir nedir ya da abladan mı korktu insanlar bilemiyorum ama o sus pus kalan izleyici her sahenede alkış kıyamet kopardı!:)

Koreografı, ışık, ses, sahne tasarımı çok iyiydi. Allah’tan onlar çok iyiydi de oyundan çıkmamama sebep oldu açıkcası. Bir de söylemeden edemeyeceğim orkestra muhteşemdi. Müzikali canlandıran, renk katan, canlı olarak performans sergileyen bu ustalara ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. Oyun sizlerle güzeldi.
Ayrıca oyunu izlerken bana eşlik ettiği için sevgili Neslihan Yeldan’a da sevgilerimi sunuyorum. Kendisinin bundan haberi yok ama olsun sonuçta tam yanımda oturuyordu!:)
Çingeneler Gökyüzünde Yaşar oyunu Kağıthane Sadabad Sahnesi‘nde 120 dakika / 2 perde şeklinde oynanmaya devam ediyor. Sanat kişiden kişiye değişen izler bırakır. Mutlaka siz de her oyuna gidip deneyimlemelisiniz.
Her daim #sanatlakalın
Sevgiler,
